Lafa karışmayın!!! Karışmayın lafa!!!

Orhan Pamuk "Güreşten anlamayan lafa karışmasın" demiş. Kendisi sözde soykırım ve Kürt konularında atıp tutarken güreşten çok mu iyi anlıyordu acaba? ... Pek bi tarihçi gördüm Orhan seni... ahahahahaaaa
>
Aradığın aslında nedir ki?

Demiştim, inanamamıştım. Özenle seçtiğim parfümlerim yoktu, ne üzücü. Ve sadece onlar değil emanet olarak getirdiğimiz ufak tefek şeyler de çalınmıştı. İncilerim de yoktu ayrıca... Aaa ben o kremi buraya koymamış mıydım? Allah Allah!! Hayır kesinlike başka yere koymuş olmalıydım, bavullarım soyulmuş olamazdı.
http://www.milliyet.com.tr/2006/11/21/guncel/gun07.html
Yazmiycam, eleştirmiycem diyorum ama tutamıyorum kendimi. Yoksa ben de isterim hep çiçek- hep böcek- hep doğa konuşalım, yemek yiyelim mutlu olalım. Ama gel gelelim medyamızda bu aşırı “sorumlu” ve “bilinçli” yayın anlayışı oldukça burnumu sokmaya devam edeceğim. Ben de bundan zevk alıyorum :) Nıhahahaaaa
Şimdi ise bomba bir araştırmadan bahsedeceğim :) Süper kaliteli yayın anlayışından asssla ödün vermeyen Sabah Gazetesi’nde çıkan bir haber bu: http://www.sabah.com.tr/dun101.html Habere göre boy babadan kilo anneden geçiyomuş yavruya, “Dr Beatrice Knight konuyla ilgili olarak şunları söylemiş: "Bulduğumuz sonuçlara göre bir babanın boy uzunluğu çocuğunun gelişiminde büyük bir etkiye sahip. Uzun boylu erkeklerin çocukları da uzun boylu oluyor. Ayrıca çocuğun gelişimindeki en büyük etkenlerden biri de annenin kilosu." Sallamasyon-atmasyon-tutamamasyon haber örneği bence. Cümlenin kuruluşundan aşikar. Bir kere doktorlar bilimsel veriler çerçevesinde konuşur, deney grubunu şunlardan seçtik yüzde bilmemnesinden bunu gördük yüzde başka bilmemnesinde de şunu şunu gözlemledik derler. Biliyorum çünkü bütün sülale hekim maşallah bizde. Ben de Lise-3 te karar değiştirmiştim zaten. Nesse... Bunlar konumuz değil.
Bu haftasonumu kendimi mutfağa adamak suretiyle bir maceraya dönüştürdüm.
Krep hamuru dinlenirken (sitede öyle yazıyordu, en az 2 saat dinlenecek!!!) ben de 2 haftadır sürekli yaptığım cevizli ekmeklerden hazırlamaya koyuldum.Hamuru mayalanması için kabıyla birlikte sarıp sarmalayıp kaloriferin üzerine yerleştirdim. Bu arada ben ekmek hamurunu elimle yoğuramıyorum çok yumuşak olduğu için, mikserin kalın-helezonik olan uçlarıyla yoğuruyorum. Sonrasında kahvaltı sofrasının diğer ayrıntılarıyla uğraşırken bir yandan da çayı demledim. Bu arada Cevizli Ekmeğin tarifi de Tarçın'dan, sağolsun. Mayalanan hamura ceviz ve ayçekirdekleri katıp küçük, pofidik ekmekler hazırladım. Parlak olsunlar diye krepten artan bir yumurta sarısı ile ekmekleri cilalayıp fırına attım. Krepten nasıl yumurta artar demeyin, yumurtalarım çift sarılı :)
Uzunca bir post yazıp bloggerda yayınlayamamak ne kadar acı bilir misiniz? Yazı 4 parağrafı geçti mi "sunucuya bağlanamadım" diyor sürekli. Ben de mecburen her yazıyı sunucu hatası almayacak parçalara bölüp yayınlamak zorunda kalıyorum. Aşağıdaki yazı da bu süreçten nasibini aldı. 3 parçada yayınlayabildim.
Öncelikle büyük Atatürk'ün "Ey yükselen yeni kuşak, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizsiniz." deyişini hatırlatmak istedim. Nicedir yitip giden söz hazineleri arasında, eski bir sandıkta anlamını kavrayacak birisini beklemekte olan sözünü... Bellki ki kavramlar hakkında düşünmekten ziyade konuşuyoruz. oysa ki "İki düşün, bir konuş." geleneğine edeple bağlı kalmış bir neslin devamıyız biz.
Hem Atatürk'ten alıntıladığım söz, hem de Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Cumhuriyet'in ilk yıllarında kaleme aldığı cümleleri birleşince günümüzde varolan bir kavramın derinliği benim için arttı. Bu kavram: “mikroekonomi veya mikrokredi”.
Mikrokredi projesi kapsamında verilen kredi meblağlarına baktığımızda insanoğlunun potansiyeli karşısında hayran olmamak elde değil. Ve ayrıca bizim küçümseyebileceğimiz israfların ve vurdumduymazlıkların ülkenin bir yerinde birilerinin hayatını değiştirebileceğini de unutmamak gerekli. Hayatın pamuk ipliğine bağlı olması söylemiyle birebir aynı olan kaos teorisine göre bir kadına verilen mikrokredi o kadının bir şekilde elinin yettiği tüm insanların kurtuluşu olabilir. Dolaylı demeyin, gerçekten bu gibi küçük adımlar "para kazanmak- çocuklarını okutabilmek-eğitim seviyesinin yükselmesi-suç oranının düşmesi" zincirleme reaksiyonunun ilk adımları değil midir? Ve bu projenin fikir babasını Nobel Barış Ödülü sahibi yapmaz mı? Yapar! Buyrun: http://www.voanews.com/turkish/2006-10-13-voa5.cfm