>

Aradığın aslında nedir ki?

Wednesday, June 27

İndirim sezonu mu, amanın!


İndirimler başlamış, ben de sezonda beğendiğim modelleri indirim döneminde alanlardanım.


Beğendiğim markalar arasında sıralama yaparsam:

1-Network -her zaman güzel her zaman pahalı

2-İpekyol -bu sezonunu beğenmedim-

3-Herry -kesimleri çok güzel, bu sezon renkli bir etek beğendim

4-Park Bravo -bu sezonunu beğenmedim-

5-Koton -bu sezon ekstra güzel çalışmışlar, almak istediğim onlarca şey var.


Öğle arasında Koton'a uğradım, herşey %50 inmiş, benim beğendiklerim ya hiç inmemiş ya da 5-10 YTL inmiş, hayret bişiy.


Alacağın olsun Koton.

Buyrun burdan yakın

Tüketici bilinçleniyor, bakınız burada.

Bir tüketici, Pepsi Max'ın Aysun Kayacı'lı reklamını 'içtim ama reklamdaki vaat yerine gelmedi' diyerek şikâyet etti. Şikâyeti Tüketiciler Birliği de destekledi.. (kaynak: Sabah gazetesi)

Haber başlığındaki imla ve gramer hataları değil konumuz. Çok naif ve hassas tüketicilerin her türlü alavere-dalavere reklamından kırılıp incinebilecekleri ve haklarını yargıda arayacakları bundan böyle biline demek amacındayım.

Saygılar.

Tuesday, June 19

Gel Ey Seher

1968 senesine ait bir Polad Bülbüloğlu bestesi...

Fatih Erkoç dinlerken düştü aklıma. 1999 un ilk günleri, çok ağır bir hastalıktan iyileşiyorum, odamda sadece radyo var dünyayla iletişimimi sağlayan. Bir akşam denk gelmiştim bu şarkıya. Giriş bölümü gerçekten çok etkileyiciydi. Sonrasında bir daha dinlemek nasip olmamıştı o odada.

Derken, içinde 4 farklı seslendirmenin yer aldığı bir CD olarak satışa sunulmuştu. Sene yine 1999, artık sonbahar gelmiş, belki de kasım. Ben yağmurlu bir İzmir akşamında arkadaşımdan ödünç alıyor ve dinliyorum. A yüzünde Polad Bey'in tek başına seslendirdiği ve Fatih Erkoç tarafından seslendirilen 2 adet Gel Ey Seher var. B yüzünde de Şebnem Ferah ile Polad Bülbüloğlu'nun düeti veşarkının ilk versiyonu olmak üzere yine 2 düzenleme var. O CD'yi arıyorum şimdi,

Müzik marketlerde yok.

Anılarla birlikte o da yok olmuş.

Fatih Erkoç son albümüne almış Gel Ey Seher'i, çok güzel söylüyor. Yine de ben Polad Bübüloğlu'nun tek başına söylediği versiyonu bir başka seviyorum.

Labels:

Monday, June 18

Cefalar

Fatih Erkoç'un sesini, yorumunu çok beğenirim. Sandığımda kadim zamanlardan bu yana sakladığım deli kızın çeyizinden bir buke sanki.

Son albümü çok güzel, en sevdiğim şarkılarını dahil etmiş, yeni düzenlemeleri aslına uygun yapmışlar. Sürekli dinliyorum.

En çok da Cefalar hoşuma gidiyor, sözlerindeki mana itibariyle...

Güvenirdim duygularin dostluk kokan dokunuslarina
İnanirdim benim olan kalbin beni aldatmayacagina
Ama simdi çekiyorum yanlislarin cefalarini...

Sağ taraftaki küçük radyoma da ekledim, dilerseniz siz de dinleyebilirsiniz.

Sunday, June 17

Bilinçaltına yönelik reklamcılık

Bu günlerde oldukça ilgimi çeken bir konuda bir iki satır karalamak, okuduklarımı ve gördüklerimi sentezlemek istedim. Bir çok yerli-yabancı internet sitesinde okudum, düşündüm, inceledim.

Nisan ayı sonunda uyum yaratma ve problem çözme konusunda katılmış olduğum eğitimde sağ-sol beynin işlevleri, bilinçaltı ve bilinç seviyeleri hakkında bilgi edinmiş, insanların bilinçaltını programlayarak kendilerini bazı olumsuzluklardan uzak tutabilecekleri konusunda bir fikir edinmiştim. Psikoloji veya psikiyatrinin uzmanlık sahasına giren bilinçaltının kişisel gelişim yöntemleri dışında başka metotların da ilgi sahasını oluşturmakta olduğunu ise yeni öğreniyorum.
Bana en çok faydası dokunan döküman ise Metin Çelik tarafından hazırlanmış olan yüksek lisans tezi oldu. Ayrıca Metin bey ile yapılmış bir röportaj da kaynak arama sürecinde arama motorundan kucağıma düştü. Röportaj daha çok tezin özeti gibi, bununla birlikte zaman ayırıp tezi okumanızı da tavsiye ederim.
Firmalar bir şekilde ürettiklerini satmak zorundadır. Satışı artırmak, tanınırlılığı arttırmak firmaların pazarlama stratejileri oluşturması ve bu iş için yüksek bütçeler ayırması sonucunu doğurur. Satış odaklı stratejilerin başında reklam faaliyetleri gelir, belki en yüksek bütçe de reklam için ayrılır. Bununla birlikte reklamların satışa etkisi genel olarak ispatlanamamıştır. Prime time'da reklamların saniyesi 60000 YTL ediyorsa yani reklam harcamaları bu kadar yüksekse şirketler harcadıklarının karşılığını bir şekilde almak isterler. Bu karşılık marka imaj oluşturmak da olabilir, ya da satışlara doğrudan bir yansıma şeklinde de olabilir.

Reklamın ürün satışına etkisi hepimizce bulanık bir konu değil midir? Hangimiz reklamı izler izlemez ürün almaya koşuyoruz? Reklamın etkisi, ancak, bir çok markaya ait aynı ürün arasında seçim yapma aşamasında belli olur. Hepimiz bir şekilde kendimize daha yakın hissettiğimiz markayı tercih ederiz. Bunu neden yaptığımızı kimi zaman bilmeden...

Tercihlerimiz uzun dönem hafızadan, yani hatıralardan, yani sağ beyinde ilgili klasörler içinde saklanmış fotoğraflardan yayılan dürtülerimiz tarafından yönlendirilir. Bu konuda detaylı bilgiyi yine tezde bulabilirsiniz.

Şimdi tahmin edelim hep birlikte, bilinçaltına yönelik hazırlanan ve insanı harekete geçiren temel güdüleri hedef alan reklamları beynimiz nereye kaydediyor?

Konunun açılışını bilinen bir filmin afişiyle yapmak istiyorum.



Malesef iş bilgisayarımda paint programından başka grafik programı yok, bu sebeple oklarım ve de şekiller ancak bu kadar görselleştirilebildi.
Jodie Foster'ın ağzına konmuş duran güvenin kafası bir kurukafa şeklinde tasarlanmış, daha da yakınlaştırıp bakıldığında bu kuru kafanın 7 adet nü kadın figüründen oluştuğu rahatlıkla görülüyor.
Aynı kategoride ama farklı görselleştirilmiş başka bir örnek ise Coca Cola'nın reklam afişinden geliyor, bu örneğe benzer başka örnekler görmek isterseniz Planet Perplex'e bakabilirsiniz.
Bu afişi siteye eklemekte müstehçenlik seviyesi kritik boyutta olduğu için oldukça tereddüt ettim. Kusuruma bakmayın, sadece dünyada neler de oluyormuş demek için bile görülmesi gerektiği düşüncesi ağır bastı.



Afişlerin ve reklamların içine saklanmış, ilk başta kesinlikle fark edilemeyecek,belki ikinci ve üçüncü ve hatta diğer bakışlarda bile kolay kolay ayırt edilemeyecek böyle şakacıklar var.
Göz görmeyebilir, ama Metin Çelik'in tezinde detaylı açıkladığı gibi beynimiz görsel ürünlere ait tüm detayları en ufak ayrıntısına kadar kaydedip ilişkili olduğu klasörde saklıyor.

Bu noktada, afişlerin yanı sıra film aralarında kola ve patlamış mısır satışlarını artırmak amacıyla film karelerinin arasına "Kola İç" , "Patlamış Mısır Ye" emirlerinin yerleştirildiğini ve bu yöntem kullanılmaya başladıktan sonra sinema salonlarında kola satışlarının yüzde 18.1, patlamış mısır satışlarının ise yüzde 57.7 arttığını, ve hatta bu sebepten bilinçaltı mesajı içeren reklamların (subliminal messages) İngiltere'de yasaklandığını da vurgulamak gerekiyor.

Reklamlarda bilinçaltı müdahaleleri genelde iki ana tema üzerinden yapılıyor: Ölüm ve cinsellik. Ölüm ve cinsellik, çünkü iki tema da insanı yönlendiren güdüleri tetikliyor ve ikisi de evrensel.
Farkında olmasak da içinde ölüm veya cinselliği barındıran şeyler ilgimizi ve algımızı daha çok çekiyor. Bu algıları barındıran reklamlara maruz kaldığımızda, ilgili ürünü diğer ürünler arasından seçmek daha da kolay hale geliyor. Çünkü bilinçaltımızda o ürünle ilgili kaydedilmiş bizi harekete geçiren dürtüleri tetikleyen bazı semboller vs var. Firmalar bu şekilde satışlarını artırırken biz de yoğun bir şekilde bilinçaltı kirlenmesine maruz bırakılıyoruz.

Sonuçta bu tekniğin ne kadar etik olduğu tamamen tartışmalı. Okuduğum kadarıyla A.B.D. de yasaklanmış, ancak ülkemizde bilinçaltına yönelik reklam konusunda pek az çalışma var, dolayısıyla bilinirliği çok düşük ve bu nedenle herhangi bir yasal düzenleme de söz konusu değil.

Labels: , , ,

Wednesday, June 13

Farkındalık adına bir adım

Fedex- uluslar arası kargo firması


Ben şahsım adına yurtdışı kargolarında hep Fedex'i tercih ettim (bu bir reklam değildir) ve tavsiye de ettim. Gerek kargonuzun yerinin takibi açısından gerekse hızlı bir şekilde güvenli hizmet vermesi açısından takdir de ederim Fedex'i.


Bir yandan bu firmaya anlamadığım bir şekilde bir aşinalığım vardı. Belli ki turuncu-koyu mavi logosunda yer alan renk enerji dengesi, yani bu renklerin vurguladığı uyum, hız, titizlik ve ciddiyet üzerimde olumlu bir etki oluşturmuş ve logo amacını bulmuştu. Bununla birlikte bu logonun marifetleri renklerinden ibaret değil, ilk bakışta algılanamayan bir ok var bu logoda.


Ne dersiniz bilinç altına müdahale mi yoksa reklamcılık tekniği mi?


Tuesday, June 12

Deli işi :)


Firkete'nin İngilizcesi "safety pin" imiş. Bunu öğrendikten sonra firketeyle neler yapılabileceğini de görmüş oldum. Googla'da "safety pin" diye aratınca bu siteye rastladım. Değişik bir fikir, firketeye boncuk çivisi geçirip, çivilere çeşitli desenler oluşturacak şekilde kum boncuk dizmişler. Böylelikle broş, toka vs üretmişler. Kesinlikle yapması çok kolay, kullanması da daha çok onlu yaşlara özgü bir aksesuar. Belki hani olur ya sırt çantası süslerken veya oda panolarına renk getirmek için kullanılabilir.

Monday, June 11

Bir Türk El Sanatı: İğne Oyası

İğne oyası bir Türk el sanatı. Maharetli hanımların ellerinden dökülen zahmetli, hünere tabi ve zor bir sanat. Zor olduğu kadar da naif, seçkin ve Japonya'dan talep görecek kadar da özel.

İğne oyası tekniklerinden bahsetmeye hicap duyacak kadar bilgisizim, tek bildiğim oldukça şık ürünler ortaya konduğu. Benim ailemden de malesef iğne oyası işlemeyi bilen yok. Biz güneyliyiz ve daha çok kanaviçe, dantel oyası, boncuk oyası gibi marifetleri vardır anneannemin. Benim dantel heveslerim ise iki üç parça bir şey işleyip sıkılmaktan ve oyayı unutmaktan öteye gitmemiştir.

Benim gibi olan ama evinde iğne oyasından enteresan bir parça bulundurmak isteyen hanımlar için Balıkesir Gönenli emek sahipleri bir site oluşturmuşlar. Girişimlerini desteklemek adına sitelerini linklerimde yayınlamaya başlıyorum.

Duvar Kağıtları Geri Döndü

Doğduğum evi hatırlamıyorum. Ondan bir sonra yaşadığım evin duvarları duvar kağıdı kaplıydı. Kalın, dokulu, damask desenli... Sonrasında unutuldu gitti adeta.


Duvar kağıdı o zamandan beri özlediğim şeylerin başında geliyor. Bir gün kendi evimde de kullanmak istediğim dekorasyon ürünlerinin en başında hatta.


Neyse ki son senelerde duvar kağıtları yeniden hayatımıza girmeye başladı. Retro, damask desenler ve kendini tekrarlayan modellerin yanısıra özgün tasarımlar da oldukça dikkat çekici. Artık sıkıcı bir ürün bulmak neredeysee imkansız hale geldi. Hatta bir müddet kendinizi zorladığınızda, yeteneklerinizi kaldırdığınız kutudan tekrar çıkarıp uğraştığınızda kendi tasarımınız olan bir duvar kağıdını sipariş edebilir, keyifle kullanabilirsiniz. Nommo bu konuda beni benden aldı diyebilirim. Ve hatta kendime bir seçki oluşturdum ama asıl gönlümde yatan kendi oluşturduğum bir deseni kullanmak.

Thursday, June 7

Dekorasyon İçerikli



Bahçesinde gülhatmi, mor salkımlar

Taraçasında ferforje detaylar olan o evin

İşte o evin mutfağında şöyle raflar olmalı...


Söze başlarken

Sevgili dostlar, yoğunum biraz. Aklıma o kadar çok eleştiri, o kadar çok analiz çalışması geliyor ki... Ama hiçbirini henüz cümlelere dökemiyorum. Sanırım bir kaç ay bu şekilde geçecek. Bir kaç sevgili arkadaşım kendi aralarında Elif Şafak okumaları yapıyorlarmış, (Boston’dan sevgili A. Bana mail yazmayı unutuyor musun yoksa :) o kadar çok isterdim ki ben de bir kaç makale karalayayım onlarla birlikte. Elif Şafakın bütün kitaplarını zevkle okudum. Kelime hazinesi ve düşünce zenginliği beni çok etkilemiş, kimi zaman doğrudan bana hitap etmiştir. Biraz dinginleşince en çok sevdiğim kitabını, Şehrin Aynaları’nı tekrar okuyup derinlemesine bir şeyler yazmayı istiyorum.

Şimdi başka bir konu, 2007 Ağustos ayında bir taşınma faaliyeti gerçekleştireceğiz. Epi topu 2 kişinin ne kadar yükü olabilir der-demez evdeki kitap yığınlarının bana mutlulukla gülümsediğini farkediyorum. Sonra da tabii benim gardrobum. Eskileri istifleyip hayır kurumlarına bağışlamanın zamanı gelmiş. Zira hala lisedeyken giydiğim bir çok kıyafeti anısından mıdır bilimez beraberimde gezdiriyorum. Sanırım deliyim.

Bu arada, taşınma şirketi tavsiyelerinizi alabilirim. (Göztepe Nakliyet demeyin, çok pahalı ya) Bu taşınmaya çok seviniyorum. Çünkü artık işime metroyla gidip gelebileceğim ve yolum en fazla yarım saat olacak. Yollarda düşme-bayılmalar sona eriyor :) Çok şükür:) Hangi otobüse binsem, yer var mıdır, yoksa 20 km ayakta mı gidilecek gibi kaygıların sona ermesi ne saadet... artık evden 8de çıksam bile mesaiye geç kalmıyor olacağım. Böylelikle eşimle kahvaltı yapabilecek ve hatta yine aynı saatte (6da) uyanmaya devam etmeyi başarabilirsem akşamın bi saatinde yaptığım sporu sabah saaatlerine kaydırabileceğim. Kendime ayıracak daha çok vaktim olacak insallah. Bunlar beni çok mutlu bir insana dönüştürüyor.

Taşınacağımız ev biraz ufak, temizliği kolay, tam bize göre. Haftasonu çok ama çok cici bir mutfak takımı aldım. Çok neşeliyim:) Taşındıktan sonra da banyo cicileri falan almayı planlıyorum. Yenilik beraberinde ufak heyecanlar da getiriyor. Yavaş yavaş annemin asla olmamı istemediği şeye, bir ev hanımına döndüğümü görmekle beraber aynalarla yüzleşmemeyi tercih ediyorum:) Çok çalışınca insan evini özlüyor, ondan olsa gerek.

Bu haftasonu İzmir’e eşimin yanına gidiyorum, hatta bu akşam yolcuyum. O kadar mutluyum ki. 2003 baharından bu yana İzmir’e gidememiştim. Bir türlü yolum düşmedi. Şimdi ise uzun zamandır edilen bir duanın kabulu gibi gidiyorum işte:) İlk işim Kızlarağası Hanı’nın orta avlusunda az şekeli bir Türk kahvesi içmek olmalı, sonra da ver elini Kordon... Yapmak istediğim çok şey var. Gözlerime, duygularıma, ruhuma şehri çekiverip öyle döneceğim.

Bir şey isteyen var mı uzaklardan?

 
z_post_title="<$BlogItemTİndirim sezonu mu, amanın!t> z_post_title="<$BlogItemTBuyrun burdan yakınt> z_post_title="<$BlogItemTGel Ey Sehert> z_post_title="<$BlogItemTCefalart> z_post_title="<$BlogItemTBilinçaltına yönelik reklamcılıkt> z_post_title="<$BlogItemTFarkındalık adına bir adımt> z_post_title="<$BlogItemTDeli işi :)t> z_post_title="<$BlogItemTBir Türk El Sanatı: İğne Oyasıt> z_post_title="<$BlogItemTDuvar Kağıtları Geri Döndüt> z_post_title="<$BlogItemTDekorasyon İçeriklit> z_post_title="<$BlogItemTSöze başlarkent> d="stats_script" type="text/javascript" src="http://metrics.performancing.com/bl.js">