>

Aradığın aslında nedir ki?

Saturday, December 31

Renk kodları

Siteyle uğraşmaya karar verdiydim. Bugünün cumartesi olması, evde olmam ve çayın sıcak olması gibi güzellikler birleşti. Tabi siteyi biraz değiştirdikten, sonra da dinlendikten, huzura erdikten sonra evi toplamak bir zevk olacak. Bu site benim için bir anlamda deneme tahtası. Template kodunu evirip çevirmek çok zevkli. Bugün blog kardeşliğine başvurum kabul edildi ve blog kardeşliğine link veren java scriptini koduma ekledim. Bu ekleme esnasında yüzlerce şey denedim. Çok zevkliydi. Belki de bilgisayar mühendisi mi olmalıydım acaba? Kızım olursa onu mühendis yapmamak hevesinden de vazgeçtim, sonuna kadar gitsin. Okul çok zor olabilir, insan bazen gerçekten bıkıyor, az mı zorlandık, ama sonunda insanın yanına kalanlar önemliymiş. Yeni yeni anlıyorum. Herneyse, siteyi kurcalamalarım esnasında html renk kodlarına ihtiyacım oldu. Ve şu linkten destek aldım. http://html-color-codes.com/. Ben renklerle oynamayı çok severim de:)

Ne kadar gündelik telaşlardayız. Bugün de senenin son günü. Benim için daha fazla bişey ifade etmiyor son bir kaç yıldır. Öğrenciyken yılbaşılarını gerçekten eğlenerek geçirirdik. Sonra ben yavaş yavaş anlamsız bulmaya başladım. Artık sevdiklerimle beraber olmak ve önümdeki bir senenin herkes için iyi olmasını dilemekten başka birşey yapmayı düşünmüyorum.

2005 benim için çocukluktan büyüklüğe geçiş yılıydı. Belki hala da çocuğum:) Evliliğe alıştım bu sene, Türkiye'ye döndük ve buraya tekrar alıştık. İş aradım 4 ay boyunca, iş buldum ona alıştım... Ev bulduk, taşındık, ev kurduk eşimle. Ailelerimize yük olmamak için herşeyi kendimiz yapmaya çalıştık maddi gücümüz yettiğince. Esnafların çok azının dürüst olduğunu öğrendik bu sene. Anlatmaya değer bile görmüyorum ama ülkemizde yurttaş hakkı, tüketiciye saygı diye bir şeyin olmadığını da öğrendik. Dolayısıyla bu sene ben büyüdüm. Anladım ki hayat kolay değil. Ama umudum hala yaşıyor ve bütün bu olumsuzluklara rağmen herşeyin bir gün düzeleceğine inanıyorum.

Bu arada dün akşam eşimle HERO isimli filmi seyrettik. Zhang Yimou'nun yönettiği Quentin Tarantino'nun bulup topluma kazandırdığı bu filmin fotoğraf kalitesi oldukça yüksek. Hikaye müthiş ve sürükleyici. Oyuncular çok başarılı ve efektler oldukça profesyoneldi. Mutlaka seyredilmesi gerektiği kanaatine vardık. Tavsiye ederim efendim.

Friday, December 30

glitter: parıltı

Parıldayan avatar mıdır maskot mudur nedir, netten bulundu. Bloglar için maskotlar ve animasyonlar içeren bir siteden -ki adresi şu anda hatırlanamıyor. Artık bu blog kişisi yazılım mühendisi olmaya karar verdi. Kendi çözümlerini kendisi üretecek, kimseyi beklemek istemiyor çünkü. Kızgınlığı ise pek azalmadı. Maskot da aynen kisd'ye benziyor, o yüzden seçildi.

Seni seçtim pikacuuuuu...
Pika Pika, hobaaaa ve kisd(kendi izini süren deli) atlar.

Wednesday, December 28

Ofiste yılsonu partisi ve küçük süprizler

Öğle tatilinde akıbeti bilinmeyen ofis çekilişi için hediye almaya gittim, bu arada kız kardeşim için de çok güzel 2 kazak almayı başardım. Ve tabii ki buzdolabı süsü aldım kendime, camdan yapılmış Kayıp Balık Nemo... iyy çok sevimli, ve de salyangoz aldım. Aynılarından birer tane de anneme aldım.

Şu anda çok işim var ama acaip neşeli, gırgırım. Ofiste yılsonu partisi hazırlıkları sürüyor şu anda. Şirketimiz bir hizmet şirketinden yardım alıyor, ve işi verdikleri firma oldukça güzel şeyler çıkarmış. Gümüş renkli masa örtüleri ve kırmızı kurdelalarla süslü masalar, harika ordövr tabakları gördüm. Çook mutlu, musmutlu oldum. Dün akşam ofis arkadaşlarımın süslediği çam ağacı da güzel oldu. Gerçi ben sevmem pek çam ağacı muhabbetini ama baya güzel oldu. utlu etti bizi.

Demin de posta geldi, renklibir den. Denemek istediğim numuneler gelmiş. Bugün mutlu olacak çok şey var. Yaşasıııııııııın.

Tuesday, December 27

Sonunda

3 haftadır haftasonu çalışmıyorum, ne kadar mutluyum bilseniz. Geç uyanmak, kahvaltıda oyalanmak, evde vakit geçirmek pek güzelmiş.

Bu cumartesi kar yağıyordu İstanbul'a ve hava çok soğuktu. Tabii ki evden çıkmak istemiyordum. Tek istediğim pijama, pelüş terlikler ve çay fincanı ile pelüş kaplı koltuğa uzanmak bir yandan TV izlerken bir yandan da güzel bir kitabı karıştırmaktı. TV izleme kısmı hariç gerçekleştirdim arzumu. TRT1'de Martha Stewart'ın kariyer serüvenini anlatan bir film seyrediyordum ki tam filmin ortasında yayın kesildi. Bekledim ama düzelmedi. Ben de kitap, çay ve dışarda lapa lapa kar muhabbetine devam ettim.

Cumartesi akşam yemeğine misafirim vardı. Sonunda:) O kadar uzun zamandır misafir ağırlamak istiyordum ki. Yemek hazırlamak, sofra kurmak... bunların hepsi bir zevk benim için. Herhalde haftada sadece 1-2 gün yaptığımdan. Sanırım her gün yapmak zorunda olsam hoşlanmayabilirim bu durumdan.

Misafirlerim için çok pratik bir menü hazırlamıştım. Kalabalık olmadığımız için de yetti ve de arttı bile. Faydalanmak isteyen olursa belki diye yazıyorum menüyü.

çorba olarak: tarhana çorbası (tavuk ve sebze suyu ile yaptım, çok değişik bir aroması oldu)
ana yemek: beşamel soslu tavuk
ana yemek2: şehriyeli pirinç pilavı
salata1: yeşil salata
salata2: yoğurtlu kereviz salatası (cips ile servis edildi)

çayın yanında da alman pastası sundum. alman pastası tarifi www.portakalagaci.com dan öğrendiğim ve biraz değiştirdiğim bir tarif. Orijinal tarifte pastanın üstüne krema sürülmüyor ama ben üstünü de krema ile kapladım ve çekilmiş cevizle bezedim. Pastanın arasına da 1 bütün muzu dilimledim. Biz böyle daha çok seviyoruz. Fotoğrafını çekemeden yediğimiz için fotoğrafını koyamıyorum ama Hatice'nin sayfasında zaten muhteşem bir sunum var. Ordan daha çok faydalanırsınız sanırım.

Bu arada eşim Amerika fotoğraflarımızı kurtardı. Haftasonu bir de çerçeve aldım. Şimdi aklımda bir proje var, onu hayata geçirir geçirmez hemen dostlarımla paylaşmak istiyorum. Ancak puzzleları hala çerçeveletmedik. Biraz üşeniyoruz galiba:)

Friday, December 23

Bugün cuma, ne mutlu bana.

Yaşasın bugün cuma ve mesai saatlerinin sonuna yaklaşıyoruz. Bu hafta çok yoğun geçti ve şu an itibariyle acaip yorgunum. Haftasonu bir güzel dinlenmek istiyorum. Misafir çağırmak ve hatta yemeğe misafir çağırmak, sohbet etmek, sonra puzzlelarımı çerçeveletmek ve hediye almak istiyorum. Ve uyumak istiyorum tabii ki, hiç olmazsa sabah 8:30a kadar falan. 6:20de kalkıp, hazırlanıverip, alelacele bir tost tıkınıp -afedersiniz ama gerçekten tıkınmak oluyor- koşa koşa otobüse yetişmeye çalışınca her sabah bir yorgunluk oluyor bana. Otobüste ayakta kalırsam yandım, 20 km.yi ayakta git babam git. Bu sabah başım döndü zaten, en sonunda dayanamayıp oturan bir beye rica ettim, yoksa bayılacaktım sanırım. Sağolsun anlayışlıymış, kalktı. Ben de oturup kendime gelmeye çalıştım. ve evet, hayat zor gerçekten. Neyse ki genciz ve kaldırabiliyoruz bunları.
Bu akşam mesaiye kalmak gibi bir abukluk olmazsa bitanem eşimle buluşup alışveriş yapacağız. O kadar uzun zamandır yapamıyoruz ki bunu. Bayramda giyecek güzel giysiler -bana belki gerekmez ama özellikle eşime- ve kardeşlerime hediyeler almayı planlıyorum. Umarım başarılı oluruz.
Ayrıca bir de yapmak istediklerim listesi oluşuyor. Günlerdir oraya buraya karaladığım yığınla resmi görünce sanırım gidip terebentin almam lazım dedim. (Ne var ki hala alamadım)
Evet liste:
1. Aynı Amerika'dayken yaptığımız gibi eşimle videolar hazırlamak -o istemezse de ben yapmak istiyorum-
2. Resim yapmak -ki terebentin almam şart-
3. Amerika fotoğraflarımızdan bastırmak istediklerimizi seçmek, düzenlemek, fotoshop uygulanacak olanların icabına bakmak
4. Bastırılacak fotoğrafları taşınabilir belleğe atıp fotoğrafçıya gitmek, fotoğrafları bastırmak. Ayrıca çerçeveler almak
5. Saçımı kestirmek
6. Ailem için güzel sunumlar hazırlayıp mümkünse CDlere kaydetmek -hala evimi göremediler, çok üzülüyorum)
7. Spor yapmak

Sürekli bir telaşın içinde yaşayınca maalesef bunların hiçbirini yapamıyorum, ama en azından bir ucundan başlamak lazım artık. Yoksa kendime olan saygımı yitireceğim.

Tuesday, December 20

Evet, yoğun geçiyor günler.

Sitemler başladı eş dosttan. Aramıyorsun diye. Herkesten özür dilerim. Hayat sanırım bir girdap ve ben tam ortasındayım bu girdabın. Hayır, yakındığımdan değil ama sözlerimi bir nevi günah çıkartma olarak algılamanızı tercih ederim. Bir kaç haftadır işe geldiğim andan işten çıktığım ana kadar her an mutlaka birşeylerle uğraşıyorum. Hem de o kadar ciddi, o kadar titizlikle düşünmem gereken işlerle uğraşıyorum ki. Böyle zamanlarda da aramam gereken herkesi unutuyorum, hatta yapmam gereken iş hariçi işleri de. Bu çok yanlış farkındayım. Düzeleceğim umarım.

Bayramda ailemin yanına gideceğiz. Uçak biletleri alındı. Paraları ödendi (ühhüüüü). Şimdi hediye faslını düşünmem lazım. Kardeşlerime çok güzel şeyler almak istiyorum. Çünkü bu ziyaret benim çalışmaya başladıktan sonraki ilk ziyaretim olacak. Ne var ki hava çok soğuk, cadde pazar gezmek ne mümkün. Alışveriş merkezleri de beni boğuyor. Üstelik zaman da kısıtlı. Ne alacağıma henüz tam karar verebilmiş değilim o yüzden. Ben yapboz puzzle ile uğraşmayı çok seviyorum ya, bizimkilere de puzzle alayım demiştim. Sonra annemin bu konuya nasıl bir tepki vereceğini düşününce, yani çocukların derslerini falan engelleyebileceğim ihtimalini göz önüne alınca vazgeçtim. Kızkardeşime güzel bir kazak almak istiyorum, rengarenk. Benetton iyi bir fikir gibi duruyor. Yine de indirimleri bekleyeceğim. Para kazanmayan insanlar için harcamak ne kadar kolaysa, kazanan için de bir o kadar zor. Öğrenciyken bile bu kadar düşünmezdim bir şey almak için. Şimdi alışverişe gittiğimde her ürün önünde durum değerlendirmesi yapıyorum. "Hmm, fiyatı 5 deniz kabuğuymuş. Ben 5 denizkabuğu kazanmak için 2 gün balık tutuyorum" deyip emeklerimi, beynimi yorduğum anları bir bir gözümün önünden geçiriyor ve sadece buna değer diyebileceğim şeyleri satın alıyorum.

Ve bu arada Amerika fotoğraflarımız kurtulur kurtulmaz onları da siteye eklemeye başlayacağım. DVD'ye yazıp saklamaya karar vermiştik. DVD bir şekilde çizilmiş ve okunmuyor. böhhüüüüü. Şimdi bilgisayardan kurtarmaya çalışıyoruz. Bi de biraz vaktim olsa siteye daha değişik bir görünüm vermek istiyorum ama nerdeee.

Tuesday, December 6

Bugün hava çook güzel:)

Öğle arasında biraz işim olduğu için önce ofiste kalmayı düşündüm. Tam yavaş yavaş kendimi bu düşünceye adamaya başlıyordum ki aklıma para çekmem gerektiği geldi. Ben de Taksim'e çıkmaya karar verdim. Ani bir karardı. Koşa koşa da çıktım. İyi ki çıkmışım çünkü hava çok güzel ve sıcaktı. Güneş sıcacık ısıtıyordu. Çok sevdiğim bir mekanda lezzetli bir salata yedim. İstiklal'den geçen insanları seyrederek...

Hava hep böyle güzel olsun. Çok işim var ama mutluyum. Güzel bir öğle arası geçirdim çünkü.

Thursday, December 1



İlkokul çocuklarının ilk yaptığı resimlere benzeyen bu resmi Windows'un Paint programı ile yaptım. Çocuklar gibi şenim :)

Düş Sokağı Sakinlerim

Şu anda daimi mekanımda, işyerimdeyim:)
Ve kendime ufak bi mola hakkı tanıdım.
Arkadaşımdan ödünç aldığım kulaklığımı taktım ve Düş Sokağı Sakinleri'nin bir parçasına tıkladım. Şimdi Media Player "Hiç Bilemem" i döndürüyor. Biraz melankolik bir şarkı, çoğu Düş Sokağı Sakinleri şarkıları gibi...

Ben Düş Sokağı Sakinleri'ni hep sevdim, hep dinledim. Hayatımda gittiğim tek konser de onlara aittir. Yaşlandığımda da sevebilmeyi umuyorum. Bazı şarkılarında kendime uzanan yolculuğuma dair kırıntılar bulmuştum zamanında.Mesela Gayret Et Güzelim... Kendime destek olmak için söylerdim, yağmur yağardı ve bir şehirden çıkıp başka şehirlere sığınmayı, kaçmayı, kaybolmayı dilerdim bir müddetliğine. O zamanlar küçücük bir çocuktum ben:) Artık büyüdüm ve bu şarkıyı dinlerken sadece hüzünlü bir gülümseme yansıyor yüzüme. Şehirler, ülkeler, yollar yavaş yavaş dinginliğe bıraktı yerini bende. Zaten artık şiir de yazmıyorum.

Ve haftasonu çalışacağımıza dair bir duyum aldım. Ühüüühüühüüü:(
Halbuki ben yorgunum, ne zaman dinleneceğim ben?
En iyisi Düş Sokağı Sakinleri dinliyeyim, kaçayım, kurtulayım:)

Bu arada haftasonu kendi evime gidebilmeyi umuyorum. İşte o zaman fotoğraflarımı bulup düzenleyeceğim ve gidip bir sürü çerçeve alacağım. Duvarları delik deşik edip çerçeveleri asacağım. Umarım, yapacağım. Belki buraya da bir kaç fotoğraf koyarım.

Son olarak bugün öğle arasında dışarı çıkamadığım için paint programında bir resim yaptım. Onu da yarın koyacağım.

 
z_post_title="<$BlogItemTRenk kodlarıt> z_post_title="<$BlogItemTglitter: parıltıt> z_post_title="<$BlogItemTOfiste yılsonu partisi ve küçük süprizlert> z_post_title="<$BlogItemTSonundat> z_post_title="<$BlogItemTBugün cuma, ne mutlu bana.t> z_post_title="<$BlogItemTEvet, yoğun geçiyor günler.t> z_post_title="<$BlogItemTBugün hava çook güzel:)t> z_post_title="<$BlogItemTt> z_post_title="<$BlogItemTDüş Sokağı Sakinlerimt> d="stats_script" type="text/javascript" src="http://metrics.performancing.com/bl.js">