>

Aradığın aslında nedir ki?

Wednesday, July 26

Milliyet okuyucu yorumları:)

Milliyet Gazetesi'nin internet sitesinden Selçuk Parsadan ile ilgili haberi, ardından da okuyucu yorumlarını okudum. Yorumlar zaten orijinal... Her birinin adeta bir Selçuk Erdem karikatür tiplemesinden çıktığını düşünüyorum arada bir. Bazen de oldukça düzgün yorumlar çıkıyor karşımıza ki bunların sosyolojik ve sosyal psikolojiyle ilintili analizlerini yapacak makam ben değilim.. Neyse, bugün okuduğum bir yorumun başlığı beni oldukça eğlendirdi. Şaşmamalı insanların düzgün konuşamadığına, zira düzgün yazı yazamıyoruz. Yorumun başlığı: Alma mazlumun ahını çıkar ahesli ahesli. Bir zat-ı muhterem bana ahesli kelimesi hakkında tafsilatlı bilgi verirse sevinirim. Yoksa diyeceğim ki bu yorumu Avrupa Yakası'nın Selin'i yazmış.

Tuesday, July 11

Doğum günüsü

Doğum günlerinde annesine hediye alan bir arkadaşım vardı. Ne güzel bir fikir. Ben doğdum diye bana neden hediye verilsin ki, değil mi?

En güzel hediye yepyeni bir yaşa ilk adımı sevdiklerimizle atmak. Yaşamak değil güzel olan, sevdiklerinle yaşamak.

Bu sabah uyandım, gözlerimi yeni bir yaşa açtım. Güneşi gördüm mutlu oldum. Akşam tek bir küçük Brownie'nin üstüne 24 tane mumu nasıl sığdırırız bilmiyorum. Ben de en az bir Brownie kadar küçüğüm ama 24 senedir yaşıyorum dünya üzerinde. 24, çok küçük bir yaş daha, çok gencim. Öğrenecek çok şeyim var hayata dair.

Bu yaşı sizinle buradan da olsa paylaşmak çok güzel sevdiklerim.

Doğum günüm kutlu olsun anneciğim:)

Thursday, July 6

Yoruluyorum Mütemadiyen

Zamanın surat yakan rüzgarında debelenmişim, ha durmuş dinlenmişim, ha koşmuş yorulmuşum. Yorulmuş durmuşum.
Gece olmuş, işteyim hala. Saat 23:01 ve benim işten kaçta çıkacağım belli değil. İnce ince uyku sızıyor damarlarıma, itekliyorum.
İstiyorum ki dinç olayım, zehir gibi çalışsın kafam. Bugün öğleden sonra içmek zorunda kaldığım migren ilacı gibi kafa yapsın içtiğim kahve, uçayım. Takır tukur yazayım klavyeler çatlasın, şakır şukur çözeyim bütün sorunları, bitireyim işleri, gideyim yatayım.
Ne haftasonu bana yetiyor, ne de ben haftasonuna yetebiliyorum. Haftaiçi burada, haftasonu orada debelene debelene ölüp gidecez herhalde. Yoruldum. Dinlenemiyorum.

Yoran sadece iş mi? Sıcak mı? Otobüsler ve kalabalık mı? Bilemiyorum.

Zaten ÖSS'yi 4 sınav yapacaklarmış. Yok lise bilmemnede zırt sınavı, lise 2de zort sınavı, bölüm seçerken höt sınavı. Kardeşim manyak mısınız ya? Yeter bırakın gençliğin yakasını. Bizim gençlerimiz en güzel yıllarını ezberleyerek, test çözüp şık seçerek harcıyor siz hala sınav diyosunuz yaaa. Depresyonda bir gençlik yetiştiren şu liselerinizin haline ne diye bakmıyosunuz. Hala sınav hala sınav. Yetmez canım beş bin tane sınav yapın. Nasıl olsa ülkenin içini boşalttınız, o paralarla sizin çocuklarınız dünyanın bilmemkaçıncı üniversitesinde okusun. Oldu canım. Allah azıcık akıl fikir ihsan etsin hepinize.

Hoyda bre. Serbest kürsümden sallayayım bu gece. Blogların efendisi! Uykusuz, yorgun ama dinç. Zaten Güllüoğlu'nda sütlü Nuriye kalmamıştı, ühüüühühü.

 
z_post_title="<$BlogItemTMilliyet okuyucu yorumları:)t> z_post_title="<$BlogItemTDoğum günüsüt> z_post_title="<$BlogItemTYoruluyorum Mütemadiyent> d="stats_script" type="text/javascript" src="http://metrics.performancing.com/bl.js">